4 luni, 3 saptamâni si 2 zile (2007)

cristian mungiu'nun senaryosunu yazıp yönetmenliğini yaptığı film, yönetmenin 3. uzun metrajlı filmi olma özelliği taşıyor. başrollerde ise anamaria marinca, vlad ivanov, laura vasiliu ve alexandru potoceanu gibi isimler yer alıyor. ülkemizde filmekimi kapsamında gösterilen film, 2007 cannes film festivali'nde "altın palmiye ödülü"nün yanısıra fipresci (sinema eleştirmenleri birliği) ödülünü de kazandı.

1987 yılının romanya'sında üniversite öğrencisi olan otilia ve gabita isimlerinde iki arkadaşın zorlu bir gününü konu edinen film, öncelikle aynı zamanda yurtta oda arkadaşı olan ikilinin hayatlarından kesitler sunuyor izleyiciye. zamanla konu gabita'nın kürtaj yaptıracak olmasına doğru ilerlerken, o dönemde romanya'da kürtajın yasak olduğu vurgulanıyor. bebeği aldırmak için yasa dışı yollara başvuran gabita'nın destekçisi ve en büyük yardımcısı, oda arkadaşı otilia oluyor.

tüm bunlar yaşanırken otilia bir yandan erkek arkadaşının annesinin doğum günü partisine gitmek için plan ayarlamakla, bir yandan da kürtajı gerçekleştirecek olan bebe ile buluşup onu otel odasına getirmekle meşguldür. otelin resepsiyonunda çalışan ve dönemin karanlık etkisinden nasibini almış görevliyle geçen zorlu bir mücadeleden sonra odaya çıkan otilia ve bebe, aralarına gabita da eklendikten sonra kürtaj hakkında konuşmaya başlarlar.

zorlu geçen birkaç konuşmadan ve yapılmaması gereken bazı şeyleri yaptıktan sonra kürtaj gerçekleşir. ağır temposuyla izleyiciyi ekrana bağlayan film, bebekten kurtulacak olmanın mutluluğunu yaşayan gabita'nın duygularını dahi açığa sermeden soğuk havasıyla devam eder..

bir üçlemenin birincisi olduğu söylenen film, sabit duran kamera açılarıyla ve uzun süren sessizlikler bütünüyle oldukça iyi toparlanmış. ha, böyle neşeli fakat oldukça sıcak bir yaz günü izlenir mi diye sorarsanız cevabım hayır olacaktır. kasvetli ve yağmurlu bir günde izlerseniz filmden eminim ayrı bir tat alırsınız. sahibi olduğu altın palmiye'yi hakeden bir film, izlenmeli.

3 yorum:

benay | 19 Ağustos 2009 03:32

sert bir dili var, kürtaj gerçeğine acımasızca yaklaşıyor ama vermek istediği mesajı vermek için doğru yol bu.. yazı için eline sağlık:)

Porco Rosso | 19 Ağustos 2009 13:59

ben ödülü hakettiğine katılmıyorum.

üstelik benim sevdiğim sinema diline yakın olmasına rağmen.

evet alt metin zengini. tutarlı. sade. dönemi başarılı yansıtmış. yani film kötü değil. ama cannes da biraz ödül vermek için "zor" filmleri seçmeye başladı gibi.

ama bu yazı anlamsız :)
adamlar halihazırda vermiş zaten ödülü.

burçin belentepe | 19 Ağustos 2009 16:50

@benay: kesinlikle sert bir dili var. kürtaj konusunu anlatmaya çalışırken arada arkadaşlık olgusu ve dönemin insanlar üzerinde bıraktığı etkiye de fazlaca değindiği için anlatımı çok etkileyici olmuş. yorumun için teşekkürler :)

@porco rosso: aslında bende aynı sene "my blueberry nights"ın aday olduğunu düşününce bence ödülü "my blueberry nights" almalıydı diyorum mesela. ama kendi içinde oldukça etkileyici bi filmdi benim açımdan. yazı da anlamsız değil bence :)