başka dilde aşk (2009)

son dönemde başarılı bulduğum filmlerden ikisi; "uzak ihtimal" ve "başka dilde aşk". aslında her ikisinin konuları özdeş olmasa da çıkış noktası ortak: iletişim. mahmut fazıl coşkun'un "uzak ihtimal"inde istanbul'a yeni atanan bir müezzinin kendisine verilen apartman dairesinde komşusu olan, farklı bir dinin mensubu clara'ya olan ilgisini bir ilişkiye çeviremeyişini, yani iletişimsizlik sayesinde direkten dönen bir ilişkiyi izlemiştik. yönetmenliğini ilksen başarır'ın yaptığı "başka dilde aşk"ta ise iletişim konusunda sıkıntı yaşayabilecek bir çiftin bu durumu aşıp birbirine bağlanmalarını izliyoruz.

bir call center'da çalışan, işinin verdiği stresin yanı sıra yakın dönemde aşk yaşadığı şefinin baskısı altında olan zeynep ile grafik tasarım bölümünü bitiren ancak sağır olduğundan dolayı o alanda iş bulamayan, kütüphanede çalışan bir yandan da kürek sporu ile ilgilenen onur, ortak arkadaşlarının nişan partisinde karşılaşırlar. beklentilerimin aksine aralarındaki ilişki çabuk gelişir ve gecenin bitiminde ikisini aynı yatakta buluruz. onur'un kısıtlı oluşu, zeynep'e ilişki yaşama konusunda engel olmaz ve yeni bir sayfa açar.

filmin adı içerisinde her ne kadar "aşk" sözcüğü geçse de ilk başta da belirttiğim gibi filmin kilit noktası iletişim. gün boyunca iş yerinde cevapladığı telefon konuşmalarından ve şefinin kendisine olan baskılarında gerilimli dakikalar yaşayan zeynep için onur'un evi fırtınalardan uzak bir limandır. ve kendisi bu limana sığınırken geçmiş yaşantısındaki çoğu alışkanlığından vazgeçerek kendisini onur'a adama noktasına gelir. ancak tanıdığı ilk dakikalarda "hayatımın erkeği" olarak nitelediği onur, sahip olamadığı siniriyle ilişkide gel-gitler yaratır.

filmde onur ile zeynep'in ilişkisi, call center çalışanlarının haklarını arama mücadelesi, onur'un ev sahibi olan iki kardeşin yaşadığı trajedi gibi yan hikayelerle beslenmeye çalışılmış. ancak her ikisi de çok zayıf kalmış. özellikle sistemin hak sahibi olmayan çalışanlar üzerindeki politikası, sürekli gözümüze sokulan "bugün satış için ne yaptın" cümlesi ve biraz yapay kalan protesto sahneleri yerine daha çarpıcı bir şekilde sunulabilse her yönden güçlü bir yapıtla karşılaşacaktık, ki bu kadarı bile iyiyken.

2 yorum:

aikon | 22 Mart 2010 17:14

İYİ BİR ÖYKÜ HARCANMIŞ ..

dükay | 31 Mart 2010 01:25

henüz filmi seyretmedim ama mert fırat hakkında nicedir söylemek istediğim bir şey var. bu da sadri alışık filmlerinden birini seyredip akabinde tv'yi açınca karşımda mert fıratı görmemle oluşan ani bir durum akabinde oldu :). evet ben mert fırat'ı sadri alışık'a benzetiyorum. diziyi az biraz seyredince mimikler, tavır, eda, çaresizlik halleri.. yeni jenerasyon sadri alışık gibi. inşallah olur da tabi.