an education (2009)

yazıya filmde en çok dikkatimi çeken noktayla başlamak istiyorum: nick hornby. "high fidelity"i baştacı ettikten bu yana haliyle bu adama da sempati besliyorum. izlemekten çok zevk aldığım kadın-erkek ilişkilerini iyi bir müzik harmanıyla önümüze koyan, hem kitabı hem filmi seven her bünye gibi filmin senaryosunun kendisinin elinden çıktığını öğrendikten sonra derhal filmi edindim. yalnız bu noktayı biraz kurcalamakta fayda var. senaryo tamamen nick hornby'nin ürünü değil. eğitim hayatı ile eğlence hayatı arasında kalan ve sonunda hayat dersi alan bir genç kızın hikayesini anlatan filmin senaryosu ingiliz gazeteci lynn barber'ın hayat hikayesine dayanıyor. kendisinin, filmle aynı adı taşıyan otobiyografik kitabı nick hornby tarafından senaryolaştırılıp önümüze konulmuş.

1960'larda geçen "an education", henüz 16 yaşında olan jenny'i merceği altına alıyor. jenny, orta sınıf bir ailenin derslerinde başarılı olan kızıdır. hayatları iş-ev arası mekik dokumaktan ibaret olan ebeveynler kızlarının iyi bir eğitimden geçmesi için oxford'a gitmesini ister. jenny ise kendisine biçilmiş olan bu role çoktan adapte olmuştur. başta şansonlar olmak üzere müziğe ve edebiyata ilgisi olan jenny bir gün okuldan dönerken david'e rastlar. david, şık bir arabası olan, gece kulüplerinde takılan, elit bir hayat yaşıyan çapkındır. david'in bu parıltılı yaşantısı derslerin sıkıcılığından bunalan jenny'nin dikkatini çeker. ve onunla daha sık vakit geçirmeye başlar. bir dönem sonra sevgili olarak devam eden bu birliktelik jenny'nin yaşantısını bir yol ayrımına getirir: eğlenceli hayat ya da sıkıcı eğitim hayatı.

film bir noktada orta sınıfın o ikiyüzlü ahlakına dokundurmakta. her coğrafyada özellikle ülkemizde bolca rastlayacağımız ahlaka sahip aile, kızının geleceğini kendisi belirlerken onun için 'iyi'yi ve 'kötü'yü kendisi belirlemektedir. kızlarına ilgi duyan, bisikletli genç yahudi graham görmezden gelinirken, lüks içerisinde yüzen, fiyakalı bir spor araba sahibi olan orta yaşlı yahudi david bir anda baştacı edilir. kendisini hayat üniversitesinden çıkma olarak takdim eden david, nihayetinde de jenny'e hayat dersi vererek sayfayı kapatırken esas tokadı ailenin babasına atmış olur. dave rolünde karşımıza çıkan peter sarsgaard tam nokta atışı olmuş. nitekim ilk tanışma sahnesinden itibaren tipinden bir kaypaklık yapacağı seziliyordu. performansı da bu sezgileri pompalayacak cinsten.

geçtiğimiz sene sundance film festivali'nde prömiyerini yapan "an education", daha önce farklı versiyonlarını izlediğimiz, seyirciye herhangi bir yenilik vadetmeyen bir hikayeye sahip. bu handikap oyuncu performansları, görüntüler ve film müzikleriyle örtülüyor. özellikle juliette gréco'nun harika şansonu "sous le ciel de paris" ile bezeli olan paris sahneleri izlenmeye değer (bu kısımlarda jenny'e fena halde audrey hepburn havası verilmiş). filmin sundance film festivali'nden sinematografi ödülüyle döndüğünü de eklemekte fayda var. hazır ödüllerden söz açılmışken, "an education"ın bafta ödüllerinde 8 dalda adaylığı var. ayrıca yarın açıklanacak olan oscar adayları arasında da yer alması bekleniyor.

film, !f istanbul kapsamında "hit filmler" bölümünde 11 ve 13 şubat'ta gösterilecek. eğer orada izleyemezseniz 19 şubat'ta ülke genelinde vizyona girecek.

2 yorum:

equinox | 3 Şubat 2010 12:51

film hakkinda okudugum 3 yazidan, en acik sozlu olani sanirim sizinkiydi.

baska alternatif yoksa izlenecekler listeme aldim.

merci bien! :-)

koray aykanat | 3 Şubat 2010 13:22

film, oscar'da en iyi filmler kategorisinde yarışacak. sıradan hikayesine rağmen güzel film.

rica ederim :)