the house of the devil (2009)

ve karşınızda afişinden jeneriğine, kostümlerinden görüntülerine kadar herşeyiyle 80'ler kokan korku/gerilim filmimiz "the house of the devil" var. ince detaylarına kadar 80'lerin korku sinemasına bir saygı duruşunda bulunan film, kendi yazdığı filmleri kendi yönetme adetine sahip olan ti west'in filmografisinde 4. filmi.

açılışında 1980'lerde amerikan halkının büyük bir çoğunluğunun şeytani tarikatlerin varlığa inandığı bilgisini vererek başlayan filmin konusu şöyle: üniversitede 2. sınıfı okuyan samantha, okulun yurdunda kalmaktadır. sorumsuz denilebilecek oda arkadaşıyla aynı odayı paylaşmaktan sıkılır ve kendisine bir ev tutar. birkaç gün içerisinde ev sahibine ilk kirayı vermesi gerekmektedir ancak parası yoktur. kampüsteki iş ilanları arasından çocuk bakıcılığı ilanına başvurur ve heyecanlı bekleyişten sonra işe kabul olur. şehir dışındaki eve işteki ilk gecesini geçirmek için gittiğinde onu şüpheli hareketleriyle dikkat çeken evin beyi mr. ulman karşılar. mr. ulman'ın tuhaf istekleri ve kısıtlamaları sam'i huzursuz etse de kendisine teklif edilen 400$'ın büyüsüne kapılır ve işi kabul eder. tabi ay tutulmasının yaşanacağı bu gecede ailenin şeytani planlarından habersizdir.

yakın dönemde "babysitter wanted" ile aynı mevzuyu işleyen, hatta bir yere kadar kurgusunun neredeyse aynı olan "the house of the devil" ağır denilebilecek bir tempoda ilerliyor. özellikle sam'in eve gelişinden itibaren ailenin kurbanı olarak pentagramın üzerine yatırılışına kadar geçen süre hayli uzun. 80'lerin korku sinemasından klişelere tanık olacağımız bu sekanslarda gerilim gittikçe artarken izleyenin final hakkındaki beklentilerini de arttırıyor. ve sam ile beraber hepimizin beklediği kanlı final son 20 dakikaya girerken başlıyor.

her yanıyla buram buram 80'ler kokan "the house of the devil", o dönemin korku sinemasından hoşlananlara fazla şey vadediyor. en azından ben fazlasıyla tatmin oldum bu filmden. ayrıca samantha'nın evde geçirdiği sıkıcı dakikalarda tv'de oynayan ancak izlemekten çekindiği korku filminin romero'nun "night of the living dead" oluşu da hoş bir ayrıntıydı.

1 yorum:

Catharsis | 12 Şubat 2010 21:59

Kendikendindengöçen tarafından Mim’lenmişim.
Ben de ödülü sana teslim ederek seni Mim’liyorum.