the twilight saga: new moon (2009)

twilight serisinin 2. filmi olma özelliği taşıyan "the twilight saga: new moon"un başrollerinde kristen stewart, robert pattinson, taylor lautner, ashley greene, peter facinelli gibi ilk filmden tanıdığımız isimler yer alıyor. yine melissa rosenberg tarafından senaryolaştırılan stephanie meyer kitabından beyazperdeye uyarlanan filmin yönetmeni ise chris weitz.

edward ile yaşadığı aşkın doruklarında ve vampirlerle takılmayı hayat felsefesi haline getirmiş olan bella, herşeyin mükemmel gittiğini zannetmektedir. fakat bella'nın yaşlanmamak ve edward'ın ailesinden biri olmak için vampir olmayı arzu etmesi gibi birtakım kaçınılmaz sebepler birleşince edward, bella'dan ayrılmak zorunda kalır. aslında edward ve ailesinin forks'tan ayrılması zaten gereklidir çünkü aile üyeleri geçen senelere rağmen gençliklerini korumaktadırlar ve bu durum fani çevre tarafından ilgi çekmeyecek bir konu değildir.

edward ve ailesinin forks'tan ayrılması üzerine aylar süren bir bunalıma giren bella hayatına renk katacak yeni atraksiyonlar aramaya başlar. hurdacıdan bulduğu eski motorsiklet kalıntılarını eski dostu jacob'a getiren bella, haftalar süren çalışmayla nihayet motoruna kavuşur. bu esnada jacob'la geçirdiği anlar ona özel gelmeye ve edward'ın gidişinin acısını dindirmeye başlamıştır.

ciddi anlamda jacob'dan hoşlanmaya başlayan bella, her yakınlaşmalarında edward'ın aklına gelmesi üzerine gözünde anılarını canlandırınca onu hala unutamadığını anlar. vampir dostlarından alice'in kasabaya geri dönmesi üzerine onunla edward hakkında konuşma fırsatı yakalayan bella için edward'ın yanına gitmek kaçınılmaz olmuştur çünkü edward, bella'nın öldüğünü zannetmektedir. edward'ın kendini insanlara gösterdikten sonra güçlü ve soylu vampirler tarafından öldürülmemesi için bella'yı görmeye ihtiyacı vardır. fakat bella'dan intikam almak isteyen victoria ve kalbinin bir kısmını çalmış olan jacob arasında kalan bella gerçekten zor bir duruma düşmüştür ve istediği heyecanı işte şimdi yaşayacaktır.

serinin ilk filmi olan "twilight"ın devamı olarak daha sağlam bir film beklemiyordum desem yalan olur. ülkemizde vizyona girdiği şu birkaç günden itibaren izlenme rekorları kırıp çok olumlu eleştiriler alan "the twilight saga: new moon" bence ilk film kadar kaliteli değildi. daha fazla atraksiyon olduğu kesin ama eğer "2012'nin seansı geç" diye "hadi bari gelmişken twilight" izleyelim diyorsanız bence sinemaya gitmeye değmez. yine de ilk filmin hatrına izledim, fazla beğenmedim fakat "twilightkolik"ler için ideal.

9 yorum:

Bettra | 24 Kasım 2009 00:07

Merhaba,
Bir cümleye naçizane yorum yapmak istedim:"ciddi anlamda jacob'dan hoşlanmaya başlayan bella, her yakınlaşmalarında edward'ın aklına gelmesi üzerine gözünde anılarını canlandırınca onu hala unutamadığını anlar". 2. Kitap New Moon kapsamında değerlendirirsek: Bella, Edward'ı Jacobla yakınlaşmaları sırasında hatırlamaz. Onu unutamadığını hatırlaması gibi bir durumda da söz konusu değildir. Çünkü bu, hayatının en büyük gerçeğidir o sıralar. Tam tersine Jacob'la geçirdiği kafasını dağattığını zamanlar sırasında iyileştiğini sanırken Jacob'tan uzak olduğu zamanlarda boşluğun aynen içinde durduğunu fark edince anlar Edward'ı unutamadığını.Edward'ın gidişinden sonra Jacob'la yakınlaşır. Ama bu dışarıdan göründüğü ve Jacob'ın da düşündüğü gibi bir yakınlaşma değildir. Bella, Jacob'ı çok yakın bir arkadaşı, zaman zaman hiç sahip olmadığı erkek kardeşi gibi görür. Edward'ın gidişinin içinde yarattığı boşluğu Jacob'la birlikteyken hissetmez ve bu nedenle Jacob'ı kaybetmeyi göze alamaz. Bencilce davranıp ve açık bir şekilde Jacob'a ona hissetiği duyguların adının aşk olmadığını bir türlü söyleyemez.

burçin belentepe | 24 Kasım 2009 01:02

kitabı yalayıp yutmayan kesimden biri olarak arabada jacob'la öpüşecekleri sırada bella'nın aklına edward'ın geldiğini ve bu sebeple kendini geri çektiğini düşünüyorum. bella'nın jacob'u yakın bir arkadaşı olarak gördüğü düşüncenize kesinlikle katılmıyorum çünkü bella ve jacob'un yakınlaşmaları arkadaş cinsinden değildi. edward'ın boşluğunu doldurmaya çalışsa da, gerçekten jacob'dan hoşlansa da ortada "duygusal" anlamda bir kıvılcım oluştu bella açısından, ne olursa olsun.

belki kitabı okusaydım -ki siz de okudunuz mu bilmiyorum- düşüncelerim daha farklı olabilirdi elbet ama kristen stewart'ın oyunculuğu yakınlaşmaları sırasında o anları duygusal olarak algılamama sebep oldu. ya onun oyunculuk hatasıdır -ki bence gerçekten kaliteli bir oyuncu ve böyle bir hata yaptığını düşünmüyorum- ya da dünyadaki milyarlarca insanın birbirinden farklı olan bakış açısıdır bu olay. yorumunuz için teşekkürler.

Bettra | 24 Kasım 2009 10:00

Serinin tamamını 2 kere okudum:) Bu nedenle yorum yazmaya başlarken "New Moon kapsamında" diye belirttim. Serinin sonraki bölümlerinde Bella da kendi duygularından şüpheye düşüp Jacob'a karşı gerçekten ne hissettiğini sorgulayacak. Kitapta Bella, kendi duygularını değerlendirirken Jacob'ı kardeşi yada en yakın arkadaşı gibi gördüğünü söylüyor. Ondan hiçbir zaman vazgeçmek istemiyor. Bu nedenle keşke hayatımdan hiçbir zaman çıkmayacak, sadece bana ait olacak biri gibi olsaydı, aileden biri, kardeşim olsaydı diyor. Ve onu kaybetmemek için, Jacob'ın ona aşık olduğunu bile bile sırf onsuzken Edward'ı düşünüp büyük bir acı içinde kaldığı ve elbette Jacob'ı çok da sevdiği için büyük bir bencillikle Jacob'a, onun düşündüğü anlamda birlkte olamayacaklarını söyleyemiyor.
Bunlar da benim okuyup çıkardıklarım. Dediğiniz gibi aynı sahne yada kitaptaki aynı bölümden çok farklı anlamlar da çıkarılabilir. Ama ekranda görülen şeyin bir arkadaşlıktan daha fazlasını yansıttığına katılıyorum. Sanırım beni rahatsız eden de buydu...

Sevgiyle :)

Adsız | 24 Kasım 2009 11:04

şimdiiiii...bir twilight manyaa olarak sölüorum film beklediğimden de kötü olmuş.ii ki para vermemişim .kristen stewart kendini oynasaymış daha ii olurdu..bu kadar ruhsuz rol yapılamaz.belki de sıkıldı diye düşünüyorum.hele o yatakta kabuslar görüp çığlık attığı sahneler.haaaaaaaaarrrggh.bizim kediler bile kuyruğuna bastıında daha güzel çığlık atıo..basit olmuş..ilk film daha iyiydi.filmi kurtaran yine müzikler olmuş..ayrıca taylor ve robert ın da kristından farkı yok..adam gibi sahne yok lan filmde..bu kadar götleri kaldırılırsa olacağı buydu zaten.vampir günlüklerindeki mallar bile daha içten rol yapiolar.yazıklar olsun diiip anlamsız yazımı da burada bitiriyorum..artıkın eclipse yi beklicez .ona da daha 7 ay var. hauahuahauha.göste..ps:bella bildiin jacob ı kullanıo.bölee bir kendini beğenmişlik bölee bir bencillik yok..jacob, yakınlarda vampir olduunu söledikten sonra arabayı görüyor ve bella anında jacob ı satıyor kardeşim..hee ilk başta kardeş gibi görüyordu.sonra baktı çocuk serpildi kaslandı..gözüne hoş gözüktü tabii jacob.ben bunla vakit geçiriim dedi.ama alice geldi,heeeeh dedi tamam ,nasılsa jacob kıçımın dibinden bir yere gitmez,o cebimde dursun bir dedi..ben edward la gittiği yere kadar takılıım..ne aşkmış be kardeşiim peeeyyh.bir de utanmadan demiyor mu son sahnelerde 'edward jacob ın zihnini oku bana zarar vermesin' diye.yuh dedim.ulan 3 gün önce çocuun dudaklarına yımılıodun.. allahın manyaa..neyse şu şafak vakti bir çekilse de izlesek..dilerim bu kadar kötü olmaz.

burçin belentepe | 24 Kasım 2009 11:13

ahahaha aynen. alice'in geldiğini görünce anında satışlar. yok edward'a zihninini oku demeler falan. hakikaten ya bunlar gelmemişti aklıma çok namussuzluk yaptı bella aslında. salaklık da yaptı, sen git mis gibi jacob'u bırak, sümsük edward'a git. (bu cümle kesin çok tepki alıcak) herneyse evet 3. filmi dört gözle bekliyoruz, daha iyi olması kaydıyla..

Bettra | 24 Kasım 2009 12:19

Daha iyi olmasını ben de dilerim :)
Ve evet tepki geldi, kocaman :)
Sümsük olan jacob bi kerem. yada sülük demeliydim. yapışıp kalıyo kızın yakasına :)
ve evet bella çok bencil !

Morgana | 24 Kasım 2009 18:54

Kesinlikle gidip de para harcanılmaması gereken bir film. Zaten "Edwaaarrrddd" diye inleyen bir dolu teenage kız yeterince gişe yaptırıyor bu şeye. Şey diyorum çünkü sinematografik olarak hiçbirşey yok. Konu yok bir kere, ağır diyaloglar, kafa titretip dudak ısıran, gözlerini deviren bir Bella ve kitaptakinin aksine çirkin bir Edward var bolcana. Tipinden tutun da, kasıntı ve acıların çocuğu ağlak hallerine, muhasebeci çırağı kıyafetlerine kadar rezaletti Edward. Bella'yı oynayan Kristen Stewart ise tamamen bir yeteneksizlik abidesi. Rol yapmaktan aciz popüler bir oyuncu kendisi. Güzelliği olsa bari, gam yemeyeceğim... Neyse efendim diyeceğim odur ki, bu film tam bir VAKİT KAYBI. Burun kıvırdığımız Türk filmleri bunun yanında başyapıt kalıyor. Edward'ın Bella'yı terkediş sahnesi, ormanda koşuş sahneleri tam anlamıyla komedi olmuş. Türk filmlerinde romantik sahnelere bu kadar gülemezsiniz yani. Giderseniz tek kazancınız Jacob'un kaslarını, birkaç başarılı görsel efekt ve Dakota Fanning'in başarılı Jane canlandırmasını görürsünüz yanınıza kar kalır.

burçin belentepe | 24 Kasım 2009 21:43

@bettra: ya yapma allahaşkına jacob o kaslarla nasıl sümsük olur! :) hem edward ne öyle kız mı erkek mi belli değil, cılız bi tip..

@morgana: beklentilerimin çok altında bir filmin yanında, dediğin gibi "edwaaaaarrrd" diye inleyen kız sürüsünün de mevcut olması beni soğuttu filmden. artık 3. filmle gönlümü alması lazım. ama bence tam anlamıyla da vasat sayılmaz. bu da benim fikrim tabi.

unutmadan.. dakota fanning'in kısa ama etkileyici rolü, görsel efektler ve jacob'un kasları konusunda da katılıyorum :)

Adsız | 25 Kasım 2009 10:03

yaw bırakın bu işleri..olmamış işte.yok cekıbın kası.kristinin götü edvırdın hıyarlıı olmamış ...koy oraya cristin sleytırı bak mis gibi oynuyor..