whatever works (2009)

hey sen! orada bilgisayar başına oturmuş bu satırları okuyan! veya sen, koltuğuna uzanmış notebook'unu kucağına almış bir yandan kahvesini yudumlayan! birbirimizi tanıyor muyuz? belki sokakta yürürken yanından geçip gidiyorum, suratına bile bakmıyorum ama sen buraya gelip yazdığımı okuyorsun. birbirimizden hoşlanıyor muyuz? sanmam, eminim yanyana olsak üzerine konuşacak konumuz bile olmaz. muhtemelen senin anlattıklarını kafamı sallayıp dinleyeceğim ve yüzümde sahte bir gülümsemeyle seni dinliyor gibi gözükürken alakasız şeyler düşüneceğim, arada da dinlediğimi göstermek için "hı hı, evet evet" diyeceğim. belki de anlatıkların ilgimi çekecek, dostane bir şekilde muhabbete devam edeceğiz, böyle bir olasılık az da olsa var. sonuçta birbirimizi incitmediğimiz sürece, memnun olabildiğimiz sürece ne olursa olsun işe yarar. yani whatever works...

woody allen'ın, 4 filmlik bir aradan sonra yuvasına dönüşünü yaparken bize anlattığı hikaye bu. her gün farkında olmadan veya bilinçli olarak birbirimizin dünyasına girip çıkıyoruz, kimisi iz bile bırakmadan giderken, kimisi de hayat boyu - iyi veya kötü - bir şekilde hatırlanıyor. woody allen ise bırakın su yolunu bulsun, siz sadece olanlardan memnun kalmaya bakın diyor. new york'taki son filmi "melinda and melinda"'da yaşananları iki farklı versiyonda bize sunarken şimdi de bu versiyonu teke indiriyor ve olumlu olan hikayesini bize anlatıyor.

kendisinin new yorker filmlerinden alışık olduğumuz üzere yine elitist bir çevrede dönüyor tüm olanlar. hikayesinin merkezine oturttuğu ve yakın dostu larry david tarafından canlandırılan boris yellnikoff, çoğunu yalayıp yuttuğum woody allen filmografisinde karşılaştığım en itici karakter. arkadaşlarına biraz yukardan bakan, pek bilmiş, mızmız, havadan nem kapan, hastalık hastası, iq seviyesi yüksek bu adam ilk bakışta hayli sevimsiz geliyor izleyene. ancak izleyiciye dönük konuşmasında hayatın içerisinden verdiği anekdotlar ufaktan kendisine bağlıyor ve sonra "nolur bitmesin, sürekli çevresini eleştirsin, bize öğütler versin" dedirtiyor.

yukarıda inceden dokunduğum hikayeyi woody allen, hayattaki tesadüfler ve bu tesadüflerin karakterler üzerindeki etkisinden (dönüşümünden) bahsederek şekillendiriyor. ve bu anlatımı da boris yellnikoff'un hiç hoşlanmadığı klişeleri kullanarak yapıyor. aptal sarışın, muhafazakar ebeveynler, dine yönelik eleştiriler gibi... işin başında da woody allen olunca bu klişeler sırıtmıyor tabi.

projede yer alan larry david ve woody allen isimlerinin daha önceki önceki işlerini bilenler "whatever works"'ü beklerken doğal olarak beklentilerini yüksek tuttular. filmi izleyenler beklentilerinde haklı çıktılar, izleyecek olanlar ise beklentilerini yüksek tutmaya devam etsinler. çünkü "whatever works" allen'ın filmografisinde öne çıkan filmlerden biri. ayrıca bu filmle allen'ın new york'a tamamen geri döndüğünü düşünmeyelim, çünkü önümüzdeki sene gösterime girecek olan, anthony hopkins, josh brolin, antonio banderas, freida pinto, naomi watts gibi oyuncu kadrosunun bulunduğu "you will meet a tall dark stranger" londra'da geçiyor.

2 yorum:

Ashenica | 5 Kasım 2009 08:35

Son dönem yaptığı filmlerden pek haz almayan biri olarak bu filmi Woody'nin dönüşü olarak adlandırabilirim sanırım. Allen sinemasının olmazsa olmazları " elit , entel tabaka insanı, kadın-erkek ilişkileri, marjinallik, din,sex,aşk, ve malum uzun diologlar"ve sonunda ortaya Allen tarzı bir post modern yaşam eleştirisi çıkmış. İlişkileri ve olayları birbirine sağlam bağlıyor olmasıda filmi daha güçlü bir komedi haline getirmiş.Bir sonraki filmi için fazla beklentiye girmeden bu filmi oldukça tatmin edici bulduğumu söyleyebilirim.

koray aykanat | 5 Kasım 2009 11:36

teşekkürler yorumun için. allen'ın new yorker filmleri genelde aynı kapsam içerisinde olmasına rağmen, allen nasıl bir sihir katıyorsa sevdiriyor her filmini.