girdap (2008)

mart 2008′de gösterime giren talip karamahmutoğlu’nun yönetmenliğini yaptığı filmin kadrosu oldukça zengin. ilk olarak “uçurtmayı vurmasınlar”‘da çocuk oyuncu olarak karşımıza çıkan, “kader”‘in zagor’u ozan bilen başrolde yer alıyor. diğer oyuncular ise ali sürmeli, fuat saka, bülent polat, eda özerkan, ibrahim iris ve emre canpolat. selçuk yöntem, betül arım ve ufuk bayraktar ise konuk oyuncular olarak yer alıyor.

filmin gerçek hayattan alınmış bir konusu var. istanbul üniversitesi’ni kazanan umut, antalya’dan istanbul’a yerleşir ve kendisine ev arkadaşları arar. ilan aracılığı ile tanıştığı süleyman ve ismail ile eve çıkar. evde eşyaların ters dönmesi, camın birdenbire kırılması gibi bazı garip olaylar olunca ismail’in aracılığıyla bir hocaya gidilir ve ondan fikir alınır. o ana kadar zeynep ile beraber olan, sosyal bir yaşama sahip olan umut hacı-hoca tayfasına yakınlaştıkça bir değişim içine girer ve kendisini son zamanlarda alışık olduğumuz din ile örtülü bambaşka bir çevrede bulur. ve hayatını bu çevreye göre yaşamaya başlar.

filmin tamamını ve özellikle de finalini ele aldığımızda filmin direk mesaj vermek üzerine çekildiği anlaşılıyor. oldukça iyi bir kadro olmasına rağmen sanatsal yönü zayıf olan, sahnelerin hızlı ve kısa geçişleri nedeniyle derine inemeyen bir film olmuş girdap. umut, oldukça farklı bir çevreye girip, hem kendi içerisinde hem de çevresine karşı bir değişim yaşıyor ancak diyaloglar derine girmekten kaçınıldığı ve üstün körü geçildiği için o değişim hissi pek yansıtılmıyor izleyene. ve filmin dönüm noktası olan bu olay belirgin olmak yerine üzeri silik kalıyor. sadece umut’un yeni ve eski hayatına ait görüntüleri arka arkaya koyup bir zıtlık yaratılıyor. açıkçası söz konusu değişimin zıt yönlü hali “takva”‘da ne kadar iyi aktarılmışsa seyirciye, burada da o kadar kötü.

bir parantez de şu disko sahneleri için açarsam, malesef çektiğimiz disko sahneleri 80′lerdeki filmlerden bir adım öteye gidemedi hala. söz konusu sahnelerdeki ışık kullanımı, yakalanamayan doğallık hala aynı.

son olarak, filmden beni haberdar eden ve izle diyen arkadaşım, “zaman kaybı olarak kabul edeceksen ve bana küfretmeyeceksen izle” demişti, güzel bir yaklaşım. ben de izlemek isteyene aynı sözü diyorum ve postu bitiriyorum.

0 yorum: