reprise (2006)

norveç sinemasının son dönemdeki en güzel ürünlerinden biri "reprise". soyadıyla acep lars von ile bir alakası var mıdır diye kafa kurcalatan joachim trier'in yönetmenliğini yaptığı filmin senaryosunu eskil vogt yazmış, joachim trier ise katkıda bulunmuş. anders danielsen lie, espen klouman-høiner, viktoria winge, henrik elvestad, christian rubeck ve odd magnus williamson filmde rol alan oyunculardan bazıları.

aynı arkadaş grubunda olan, diğerlerine göre daha sıkı fıkı olan phillip ile erik yazar olmaya çalışmaktadırlar. her ikisi de yazdığı romanı yayınevlerine yollar. ancak şans phillip'in yüzüne güler ve bir anda ünlü olur. daha sonra film zamanı ileri sarar ve phillip'in akıl hastanesinden çıkışını görürüz. erik'e yazmayı bıraktığını söyler. bu esnada ilk yazdığı romanın yayınevlerinden red yemesi üzerine hayal kırıklığına uğrayan erik bu sefer işi daha sağlam tutmaktadır. ve bir yandan da phillip'e göz kulak olurken onu yazmaya teşvik etmektedir. bu esnada devreye phillip'in eski sevgilisi kari devreye girer (çok fena halde björk havası var hatunda). annesinin ve erik'in kari'yi dışlamaya çalışmalarından, phillip'in akıl hastanesine düşme nedeninin kari olduğunu farkediyoruz. ancak phillip yakın çevresinin uyarılarına kulak asmaz ve kari ile yeniden birlikte olmak için çabalar. ve bu çabası da phillip'in geçmiş yaşamına geri dönmeye çalışmasının başlangıcı olur.

joy division'tan "new dawn fades" ile açılan, devamında da hoş parçalarla bezeli, bolca dostluk, edebiyat ve kısmen rock'n roll'dan oluşan öğeler içeren ve ağızda hoş bir tad bırakan (ne diyorum ben ya) bir film "reprise". tavsiye ederim.


2 yorum:

futbol muhalifi | 3 Mart 2009 12:41

olm muhteşem bir film. özellikle deli gibi kitap yazmak için ugrasıyorlar, diyaloglar filan bayagı iyi. bankta gecen bir sahne, özellikle partide elemanın ipodunu takıp etrafı punka bogması, bir de hayran oldukları bir yazarı göstermeleri filan. ingiliz filmlerinin norvec versiyonu gibi. tabii ki bunlar daha entelektüeller. bir de yazar tıkanıklığını güzel anlatıyor. harbiden kötü bir şey.
arada sırada iyi filmler de izliyorsun, gözümden kacmıyor aysun:D

burçin belentepe | 27 Mart 2009 17:23

aysun ne dana?