vicky cristina barcelona (2008)

uzun zamandır beklediğim bir filmdi, blogta daha önceki yazılarımdan da anlaşılabilir. memleket sınırları içerisinde ilk defa filmekimi 2008'de gösterime girdi ve orada galasını yaptı. eğer ben biraz mantıklı davranıp biletler satışa çıkar çıkmaz saldırsaydım biletix'e bilet kapacaktım ama istanbul'da yaşamamanın verdiği tecrübesizlik olsa gerek 2 aydır nete düşsün altyazısı çevrilsin diye bekliyordum. dün öğle saatlerinde altyazısını da bulunca gözlerim parladı.

klasik olarak woody allen'ın yazıp yönettiği fakat son dönemde olduğu gibi içerisinde oynamadığı filmi. baş rollerde yer alan rebecca hall, scarlett johansson, javier bardem'e penélope cruz, chris messina, patricia clarkson, kevin dunn eşlik ediyor. ve anlatıcı olarak christopher evan welch görev alıyor.
katalan kültürü üzerine tez hazırlayan vicky'e barselona'da oturan akrabası tarafından bir davet gelir ve burada tezi üzerine çalışmasına yardımcı olmak ister. vicky bu fırsatı değerlendirmek isterken plana üniversite sıralarından bu yana yakın arkadaşı olan cristina'yı da dahil eder. ikili bir yandan barselona sokaklarını keşfe çıkarken bir yandan da yanlarında kaldıkları nash çiftiyle beraber takılmaktadır. hep beraber gittikleri bir sanat galerisinde, cristina'nın dikkatini, o günlerde eşi maria elena'dan olaylı bir şekilde ayrılan, ressam juan antonio çeker. galeri çıkışı gittikleri bir restoranda tesadüfen juan antonio ile karşılaşırlar. kızların masasına gelen juan antonio hızlı bir giriş yaparak, haftasonunu oviedo'da hep beraber geçirerek üçlü bir aşk yaşamayı teklif eder. uzun zamandır beraber olduğu sevgilisiyle evlilik arifesinde olan vicky başta bu teklife yanaşmasa da cristina'nın ısrarları sonucu bu teklifi bazı şartlar öne sürerek kabul eder. ve üçlü arasında hatta maria elena'nın da boy göstermesiyle dörtlü arasında cinselliğin ön planda olduğu ilişkiler şekil almaya başlar.

woody allen'ın avrupa'da çektiği 4. filmi olan "vicky cristina barcelona" aslında üstadın new yorker filmlerine göre pek farklı değil. içerisinde suç ve vicdan meselelerini barındıran filmlerinden sonra yine en iyi yaptığı işlerden birisi olan kadın - erkek ilişkilerini kurcalayan allen yine bu ilişkileri alışık olduğumuz üzere elitist bir çevre üzerinde dokuyor.tezini hazırlayan vicky ile çektiği 12 dakikalık bir kısa filmde aşk üzerine olan çözümlenemeyen sorunları ele alan, son dönemlerde fotoğraf çekmekten hoşlanan cristina sanat galerine takılan, kazancı bol olan nash çiftiyle takılıyor. diğer yandan ressam çift olan juan - maria ile ilişkiler yaşanıyor ve amerika'da yine bol sıfırlı kazancı olan vicky'nin eşi doug öyküye dahil oluyor. yani allen filmografisine göre çok fazla farklılık taşımayan karakterler var yine.

birbirine göre çok farklı karakteristik özellikler taşıyan vicky ile cristina ikilisinden vicky' olanı hayatında başarıyı, zenginliği ön planda tutup cinselliği ve sevgiyi arka bahçesinde bırakan, özellikle son dönemde daha fazla karşımıza çıkan hatun profilini yansıtıyor. daha sevip sevmediğini henüz kendisinin bile tam olarak çözemediği doug'un işindeki başarısından dolayı etkilenip evlenme kararı alıyor. ancak oviedo'da juan ile beraber geçirdiği haftasonu ve rastgele şahit olduğu judy nash'in ufak kaçamağı onu kendi içerisinde ve özellikle de doug ile olan ilişkisinde arayışlara sürüklüyor. tüm bu olayları oyunculuğuyla izleyiciye aktaran rebecca hall oldukça iyi bir performans sergilemiş.

erkeklerle olan ilişkilerinde bir türlü tutunamayan, güzelliğiyle kolay eden ve çabuk sıkılan cristina ise yine aradığı şeyi bit türlü bulamamakla beraber juan'ın maria ile olan fırtınalı ilişkisinde farklı bir element oluyor. juan ile maria'nın da dedikleri gibi, aralarındaki ilişkiyi tamamlayan bir unsur oluyor. ancak bu yoğun ve sıradışı ilişkiden de çabuk sıkılan cristina çareyi kaçmakta buluyor. yine kendi kararsızlığı içerisinde.

tüm bunlar yaşanırken, öykü boyunca olayın keyfini süren tek isim juan antonio oluyor. yaptığı işin ve sahip olduğu karizmanın da verdiği güçle direk kızların karşısına oldukça uçuk bir teklifle çıkabilen juan antonio, eski eşi maria elena ile yaşadığı gerilim bir yana bu güzellerin kaymağını yemekte kendisi (filme türk erkeğinin bakış açısı =) ).
film öyküsü boyunca, çekimlerinin yapıldığı barselona ve oviedo'nun kentsel güzelliklerini de gözler önüne seriyor. ve bu görüntülerle öykü birbirini tamamlıyor. woody allen, new yorker filmlerinde oranın atmosferine uygun görüp kullandığı jazz parçalar yerine barselona'yı ve akdeniz kültürünü yansıtan hafif tonda şarkılar kullanıyor. ve giulia y los tellarini'nin "barcelona" isimli parçası en çok göze çarpıyor.

9 ocak cuma günü sinemalarımızda "barselona barselona" adı altında gösterime girecek film. oldukça abes olmuş yine film çevirisi. gidip izlenmeli derim.


1 yorum:

burçin belentepe | 10 Mart 2009 08:24

bence filme türk erkeğinin bakış açısı değil o. direk koray aykanat'ın bakış açısı. neyse.. o adama hayır diyebilecek bir kadın tanımıyorum zaten yeryüzünde.